26 Mayıs 2010 Çarşamba

Jinekolog

Jinekologun biri lanet olsun der ve doktorlugu birakir. Niyeti araba tamircisi olmaktir. Gider ve sendikanin sinavina girer. Sonucta 100 uzerinden 150 alip gecer. Bunun uzerine bir sorusturma acilir. Mufettisler hocaya sorarlar bu is nasil oldu diye.
Hoca :
- "Valla, yagi degistir dedim degistirdi. Filtreyi degistir dedim degistirdi. Bujileri temizle dedim temizledi."
Mufettis :
- "Iyi de neden 100 degil de 150"
Hoca :
- "Bunlarin hepsini egzozdan yapti."

Ne Kadar ömrüm Kaldı

Adamın biri doktora gitmiş. Doktor muayene etmiş ve bizimki sormuş: "Ne oldu doktor bey? Ne kadar ömrüm kaldı?" Doktor cevaplamış:
"10" Bizimki de "Ne 10'u doktor bey, gün mü, ay mı sene mi?"
Doktor:
"9, 8, 7, 6...."

Doktor Sırrı

Bir kadın ve bir erkek doktorun özel muayenehanesine giderek vizite ücretin öderler ve muayene olmak istediklerini söylerler.
Doktor; anlatın bakalım neyiniz var?
Adam; doktor bey, ben 15 yıllık evliyim fakat bugüne kadar karımı hiç mutlu edemedim. Sağlıklı bir cinsel ilişkimiz olmuyor.
Doktor çifte şöyle bir bakar ve masanın çekçecesinden çıkardığı bir tane hapı erkeğe uzatarak; "bunu yut ve arka odaya gidip deneyin"
Adam hapı alır ve yanındaki kadınla birlikte doktor muayenehanesinin arkasındaki odaya geçerek sağlıklı bir şekilde işini görür ve mutlu bir ifadeyle çıkarlar, doktora da teşekkür ederler.
Doktor çiftin mutluluğunu görünce dayanamaz ve; "Aslında bu bir doktor sırrı, söylenmez ama yine de ben size bir sır vereyim. Sizin hiç bir şeyiniz yok. Sadece psikolojik. Çünkü size verdiğim ilaç Aspirin'di."
Adam sırıtarak; "Doktor bey, bende size bir sır vereyim mi? Bu kadın benim karım değil, yatacak yer bulamadık da.

Yabancı Doktorlar Türkiye'de çalışırsa

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.
- Gızım, sen yahşi birine ohşayırsan! (Kızım sen iyi birine benziyorsun.)
- Neee! Kızım kimi okşuyormuş?
- Vallahi kimseyi okşamıyorum baba!
- Sus kız! Koskoca doktor yalan mı söyleyecek? Ellerindeki pişikten anladı herhalde!
- Pişik ele degel kucağa yaraşır. (Kedi ellenmemeli, kucağa alınmalı.)
- Doktor sen ne diyosun yaa?
- Siz haradan gelisiz? (Siz nereden gelirsiniz?)
- Biz at mıyız haradan gelecek? Doktor, ağzını topla...
- Gızım soyunasın, sırtına gulag asmag isterem. (Kızım soyun da sırtını dinleyeyim.)
- Baba ya... bu adam kimin kulağını sırtıma asacak?
- Men indi gızına dayandıraaram. Marağım gabardı. Neçe ağlarsın?
(Ben şimdi kızınızı durdururum. Merak ettim. Neye ağlarsın?)
- Baba ne diyo bu?
- Gızım sen kârhanede çalışırsın? (Kızım sen fabrikada mı
çalışıyorsun?)
- Lan p... doktor... Küüüüütttt...
- Özümü itirdim, dağlara kar düşende, bülbüle gam düşende, ruhum bedenden oynar, gözüme yumruk gelende...

Doktor Azeri olunca

- Gelesen!
- Selam doktor bey!
- Salam... Sabahın hayır! (Selam. İyi sabahlar)
- Ne salamı? Kızımı muayeneye getirdim.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

İnatçılık Şampiyonası

Karadeniz sahilinde bir kahvede inatçilik sampiyonasi düzenlenmis. Üç müsabik ortaya çikmis, baslarindan çikan birer olayi anlatip, kahve sakinlerinden sampiyonu seçmesini istemisler.
Birinci müsabik:
"Bir aksam isten eve döndüm, kapiyi çaldim, hanim kim o dedi, kim olacak bu saatte, kapiyi baska kim çalar ki! Kizdim. Kapiyi ben çaldim, hanim israrla kim o dedi. Bu sabaha kadar böyle devam etti. Sabah oldu ise gittim."
Ikinci müsabik:
"Agriyan disimi çektirmek için disçiye gittim. Disçi hangi disin agriyor diye bana sordu. Madem koskocaman disçi, agriyan disimi o bulsun diye inat ettim. Disçi bütün dislerimi çekti. Sira agriyan disime gelince, yine agriyor demedim ve agzimdaki bu tek dis inadimdan kaldi."
Üçüncü müsabik:
"Evlendigim ilk gece hanim bana dokunma dedi. Ben de inadim tuttu. Aradan 17 yil geçti, hala dokunmadim."
Bu arada jüri baskani
"Ama senin üç tane kocaman çocugun var, nasil olur?"
diye sorunca:
"Inadimdan onlarin bile nasil oldugunu sormadim."

Üstüne Etme

Temel, Almanya dan gelen arkadaşı Dursunu lokantaya götürür. garsona baa bir kuru fasulye, pilav, üstüne de et, der Dursun Baa da aynısından ama üstüne etme

Şaka

Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.
Temel dua etmeye başlar.Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden.
Hava bir zaman sonra düzelir.Temel evine dönmeye başlar.Bir tarafdanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla, ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.
Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar.Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gökyüzüne diker ve şöyle der:
-Haçen sende şakadan heç anlamiyesun...

Boğa Güreşi

Temel ispanya da boğa güreşlerini izlemeye gitmiş. Kalabalık bir seyirci topluluğu varmış.herkez matadorun hareketlerine hep bir ağızdan olley olley diye bağırıyormuş.yanındaki ispanyol merak etmiş.kardeşim niye bizimle beraber bağırmıyorsun da tek başına oley diye bağırıyorsun? Temel cevap vermiş uşağım ben boğayı destekliyorum demiş.

Acma Acma

Bir gun temel otele gitmiş otelde kendine oda ayırttırmıs ve odaya cıkmıs oda cok sıcakmıs ve bıraz camı acmak ıstemıs camı tam acacakken asagıdan bırısı açma açma diye bagırıyormus temelde acmamaıs yarımsaat sonra tekrar acacakmıs yıne açma açma dıye ses duymus yıne acmamıs hep bole olmus sonra en sonda bıdaha acıcakmıs tam acarken asagıdan yıne açma açma seslerı duyunca temel kıllanmıs asagıya bı bakmıskı adam asagıda açma satıyomus

Dursuna Mektup

Babasının Dursun´a Mektubu
Uy sevgili uşağum Dursun
Allah´ın selamı üstine olsin...
Mektubu çok yavaş yazayrum, çünkim bilirum, çabuk okuyamazsun ! Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyüm, yeni pir iş puldum. Emrimde yüze yakın adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş pulduğumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kiz midur, pelli değül. Haçan o yüzden sağa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum. Temel emicen de tükan açtı, o da otuza aldigini yirmipeşe verir, sürümden kazaniyormuş öyle dedi. Bizim köye findukçularin Temel´i muhtar sectuk, akillu usak da! Geçen gün hepimizi zelzeleye karşi aşi etturdu. Temel akilludur, hem de durusttur.. Geçenlerde bir taksinin şoforu köye varmış, muhtari arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş. Muhtar Temel tavuğa pakmış, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demiş. Senin küçüğün Memet cok akilli bir uşak çıktı. Geçen gün tepeye varmiş, elinde bir ip sallayup duriy. Anan, "Uy uşağum ne edeysun orada ?" demiş. O da hava turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat pakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlatti, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli olduğuni, ip islaninca da yağmur yağdiğuni anlaymiş. Çok akilli uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akilli degildun!
Yaa işte boyle usağum.. Memleçetten sağa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazarum..
Baki Hudaya emanet ol.
Baban

Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç aklima celdi, zarfi kapatmişum !

Temelin Duası

Temelin ineği hastalanmış.. Hangi veterinere götürmüşse bir türlü iyileşmemiş.
Temel biçare bir şekilde düşünürken ellerini açıp Allah'a yalvarmış..
-''Yarabbi sen ineğimi iyi et, iyi edersen 15 gün oruç tutarım... ".
Bu hayvan iki günden fazla yasamaz diyen veterinerlere rağmen inek iyileşmiş..
Bizim temel 15 gün oruç tutmuş. 16.gün inek ölmüş.
Temel ne yapacağını sasırmış.
İnek ölü, havadan 15 gün de oruç tutulmuş.....
Ellerini açmış :
-"Yarabbi sen saniyorsun ki Temel aptaldur,
hiç itiraz kabul etmem, ineğu kurbana sayar, tuttiğum oruçlari da Ramazan'dan düşerum.
Hiç kusura pakmayasun...''

Villa

Köyden şehire yeni gelen dursun kalmak için kiralık ev aramaya cıkar ve bir emlakçıya gider.Emlakçı Dursun'u lüks bir vilaya getirir.
"Ha pu villa hastaneye postaneye pastaneye yakındır tam sana göre"der.
"Kirası nekadar" der Dursun.
"2 milyar" der Adam.
Dursun "ha pu villanın ahırı var mı"der.
Adam "villada ahırın ne işi var" der.
Dursun da "peki bu kirayı verecek öküz nerede yatacak" der.

Hediye Verelim

Karadenizliler, bir konferans düzenlerler.
Bu konferansa konuşmacı olarak ünlü bir
Amerikalı bilim adamı da davet edilir.
Amerikalı konuk, bir hafta erken gelir,
hem tatil yapar hem de Türkleri yakından tanıma
fırsatı bulur, halkla kaynaşır, kendini
sevdirir. Karadenizliler ile Amerikalı bilim
adamı hemen her konuda anlaşırlar uyum içinde
konferans biter.

Ayrılık günü gelir, Karadenizlileri alır bir
düşünce. Biz bu değerli bilim adamına nasıl
teşekkür edelim? Aralarında toplanırlar, başkan
konunun önemini vurgulamak için der ki:
Biz bu Türk dostu, değerli bilim adamına nasıl
bir hediye alalım ki bizi unutmasın? Hem
kullanışlı birşey olsun, hem her eline aldığında
bizi hatırlasın?"
Salonda kısa bir sessizlik olur, arka sıralardan
Temel elini kaldırır:

''Sünnet ettirelim..!"

23 Mayıs 2010 Pazar

Burada Balık Yok

Temel dünya turuna çıkar ve yolu Canada'ya da düşer.
Kırk yılda bir Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha değişik bir fırsat çıktığını düşünerek buz tutmuş bir gölde, buzu kırıp balık tutmaya özenir. Oltasını ve takımlarını alarak işe koyulur.
Tam buzu kıracakken, insanın içini titreten bir ses duyulur:
- Oğlum burada balık yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kıracakken ses yine gürler,
- Burada balık yok dedim sana...
Temel'in eli ayağı titreyerek seslenir:
- Tanrım, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayır oğlum, ben buz hokeyi stadının spikeriyim.

100 tane deseydin

Temel Dursuna soruyor:

__Ula Dursun sen oruclu oruclu kac hamsi yersun?

Dursun:Vallaa 100 tane yerim.

Temel:Olur mu ulan ilk hamsiyi yediginde oruc bozulur diger 99 sayilmaz.

Neyse Dursun bunu kafaya takiyor.O da yine yolda gordugu Idrise soruyor:

__Ula Idris sen oruclu olarak kac hamsi yersun?

__Idris:Valla 50 tane falan.

Temel:Ula 100 tane deseydun sana birsey anlatacaktum.

Arabanın sinyali

Temel"e sormuşlar bak bakalım arabanın sinyali çalışıyor mu? diye.
Çalışay çalışmay çalışay çalışmay...

Elektrik Idaresi

Temel akşam eve gelmiş Fadime boynuna sarılarak karşılamış onu.

"Temel"um harika bir haberim var. Bir ay geciktim. Herhalde bir bebeğimiz olacak, Doktor bu sabah test yaptı. Sonucunu alana kadar lütfen kimseye söylemeyelim!" demiş heyecanla.

Ertesi sabah Trabzon Elektrik idaresinden bir görevli son faturayı ödemedikleri için kapıyı çalmış:

"Siz Fadime misiniz? Biliyor musunuz bir aylık gecikmeniz var."

"Bir aylık gecikmem olduğunu siz nereden biliyorsunuz?" demiş Fadime hayretle.

"Bu dosyalarımızda açıkça görünüyor."

"Ne? Dosyalarınızda mı?"

"Kesinlikle!"

"Beyefendi, bu gece eşimle bu konuyu görüşürüm!" demiş.

Fadime korkuyla ve akşam olanı biteni Temel"e anlatmış. Temel ertesi sabah kızgın bir boğa gibi Trabzon Elektrik idaresine dalmış:

"Neler oluyor burada? Karim bir dosyadan bahsetti. Aylık gecikmesi ile ilgili!" diye bağırmış Temel.

"Sakin olun. Ciddi birşey değil!" demiş memur. "Bu gecikme için bize borçlusunuz!"

"Size borçlu muyum? Ya ödemezsem?"

"O zaman sizinkini kesmek zorunda kalacağız!"

"Ama o zaman Fadime ne yapacak?"

"Bilmiyorum!" demiş memur. "Hanımefendi artik mumla falan idare eder...

Kazlarınız tek ayaklı...

Nasreddin Hoca, Timur Han’ı ziyarete gitmiş. Timur Han Akşehirlilerin yanlış işler yapmakta olduklarını anlatıyormuş. O...
Nasreddin Hoca, Timur Han’ı ziyarete gitmiş. Timur Han Akşehirlilerin yanlış işler yapmakta olduklarını anlatıyormuş. O sırada pencerenin kenarında olan Hoca, dışarıya doğru bir bakmış ki güneşlenmekte olan kazlar tek ayakları üzerinde duruyorlar.
Timur Han’a dönüp;
- “Hayret, buradaki bütün kazlar tek ayaklı” deyivermiş.
Timur Han, kazlara doğru, bastonunu hızla fırlatmış. Kaçışmağa başlayan hayvanlar iki ayağını da kullanınca, Nasreddin Hoca sözü yapıştırmış:
- “Timur Han’ın değneğini yeseydin, sen de dört ayaklı olurdun” demiş.
Öğüt : Korku ve telâş insana yanlış işler yaptırabilir. Emriniz altındakilerin doğru şeyler yapabilmesini istiyorsanız, onlara güven ve zaman tanımalısınız.

İyi görmek için

Nasreddin Hoca bir gece telâşla karısını uyandırmış:- “Aman hanım, çabucak şu gözlüklerimi ver de uykum açılmadan gözüm...

Nasreddin Hoca bir gece telâşla karısını uyandırmış:
- “Aman hanım, çabucak şu gözlüklerimi ver de uykum açılmadan gözüme takıp uyuyayım.”
- “A Efendi” demiş karısı. “Uykuda gözlükleri ne yapacaksın?”
- “Güzel güzel rüyalar görüyordum. Kimi yerlerini seçemedim. Rüyama geri dönebilirsem, gözlüklerimle bir güzel seyredeceğim.”
Öğüt : Rüya olayı insan oğlunun çözmeye çok çalıştığı bir konudur. En kısa zaman diliminde bazen yıllar öncesine, bazen çok uzaklara gidilebilmektedir. Uyanana kadar rüyalarımız sanki hakiki yaşamdan farksız olabilmektedirler. Rüyaların görülebilmesi için paraya da, araç gereçlere de ihtiyacımız yoktur. Gözlük sadece işin esprisi.

Fincancı katırları

Nasreddin Hoca kabir hayatını uzun uzun anlatmağa çalışmış. Mevta kabre konulduğunda, sorgu melekleri gelirler; “-Rabbi...
Nasreddin Hoca kabir hayatını uzun uzun anlatmağa çalışmış. Mevta kabre konulduğunda, sorgu melekleri gelirler; “-Rabbin kim? -Dinin nedir? -Peygamberin kimdir? -Kitabın nedir? Ömrünü nerede ve nasıl harcadın?...”diye sual ederler. Burada ameli iyi olmayanlar bu sorulara bilse de cevap veremezler. O zaman kıyamete kadar, hesap
gününe kadar kendilerine kabirlerinde de azap edilir. Kabirler bizler için ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur, diye anlatıyormuş.
Cemaatten gözü pek, aklı az biri kendi kendine bir karar vermiş. “Gidip kazılmış bir kabrin içine akşamleyin girip yatayım. Ölü gibi dururum. Bakalım sual melekleri gelipte bunları soracak mı?”
Yol kenarına yakın, kazılmış bir mezara girip yatmış. Ancak gece sabaha doğru bir gürültü, zil sesleri vs duyunca korkup ayağa kalkmış. Pazara erkenden yetişmek için yola koyulan fincancıların katırları ürkmüş ve koşuşmaya başlamışlar. Taşıdıkları fincanlar, tabaklar, vazolar da tuzla buz olmuş.
Katırcılar adamı yakalamış;
- “Kimsin, ne işin var burada? !”
Adam şaşkın şaşkın kekeleyerek;
- “Gece burada mezarda yattım. Münkir ve Nekir melekleri mezarda ne soracak ve ne yapacaklar diye merak ettim de...” demiş adam.
Katırcılar adamı bir güzel döverken;
- “İşte bunu sorup böyle de döveceklerdi!” demiş ve bayıltana kadar da dövüp bırakıp gitmişler.
Evine dönerken, yolda o halde kendisini gören Nasreddin Hoca merakla adama sormuş;
- “Be adam! bu halin ne?”
- “Sorma Hocam,” demiş adam. “Kabirde Münkir-Nekir neler soruyor ve sonra ne yapıyorlar diye merak ettim de bu gece mezarlıkta yatmıştım”
- “Peki neler duydun, neler gördün, Münkir - Nekir seni sorguladı mı? Sonra ne yaptılar?” demiş Hoca.
- “nı ürkütmeseydim, hiç bir şey yoktu” demiş adam.
Öğüt : Anlatılanları, derslerimizi iyi dinleyip öğrenmez sek, fincancı katırlarını ürkütenin hâli bazen bizim de başımıza gelebilir.

Ya kokusunu ne yapacaksın

Hoca’nın yanında seslice yellenen biri, kabahatini örtbas edebilmek için ayağını tahtaya sürtmeye başlamış. Hoca gülüms...
Hoca’nın yanında seslice yellenen biri, kabahatini örtbas edebilmek için ayağını tahtaya sürtmeye başlamış. Hoca gülümsemiş;
- “Haydi sesini uydurdun diyelim. ?”
Öğüt : Edepli olmaya özen göstermek kişinin saygınlığını arttırır.

Ramazanın 49’u

Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.Eskiden ayın ne zaman...
Kameri takvime göre ramazan hilâli görününce oruca başlanır. Şevval ayı hilâli görününce bayram yapılır.
Eskiden ayın ne zaman nerede görünebileceği daha evvelinden, günümüzdeki gibi astronomik hesaplarla tam olarak bilinemezdi. Oruca başlamak için ve bayram yapmak için güvenilir kişiler ramazan ayı hilâlini gözetlerlerdi. Bulutlu havalarda bu gözlemleri yapmak bazen imkânsızlaşırdı. Şevval hilâlini gözetlemek mümkün olmadığında bayram yapmak için ramazan ayı 30 gün kabul edilirdi.
Nasreddin Hoca, gerektiğinde günleri şaşırmamak için çömleğe her gün bir taş atarmış. Cemaatten muzip biri, bunu fark ederek gizlice çömleğe taş doldurmuş. Havanın bulutlu olduğu bir günde Hoca’ya; - “ Hocam bu gün ramazanın kaçı oldu?” diye sormuş.
Hoca gidip çömlekteki taşları saymış. 149 çıkmış. Muzipliği fark edip geriye dönmüş:
- “ Bugün ramazanın 49’u”, demiş.
Muzip adam:
- “ Aman Hocam, hiç ramazanın 49’u olur mu?” dediğinde;
- “ Sen 49’una şükret, çömlek hesabına bakılırsa, bugün ramazanın 149’u !” demiş.
Öğüt : Yâ sîn suresinin 39 uncu ayetinde zamanımızı bilebilmemiz için ayın görüntüsünün değiştirildiği belirtiliyor. Eski Romalılar ay takvimini kullanırlarken yılı 354 gün kabul etmişler. Farkları düzeltmek için üç yıla bir ay eklemişler vb.. Güneş takviminde de sapmalar vardır. (bir yıl=365 gün 5 saat 47 dakika 46 saniyedir.) Dört yılda bir şubat ayına bir gün eklenir. Kalan küsüratlar için; yüzyıllar içinde bir zamanda düzeltmeler yapılır. Günümüz teknolojisinde çok mükemmel bir şekilde hesaplanabilmektedir.
Fıkrayı 13 üncü asrın olanaklarına göre düşünelim.

Sahibi ölmüş eşek

Akşehir’in en iyi avcılarından biri, silâhını kuşanmış, ava gitmiş. Her ava gidişinde birkaç tane kurt da vurmaktaymış....
Akşehir’in en iyi avcılarından biri, silâhını kuşanmış, ava gitmiş. Her ava gidişinde birkaç tane kurt da vurmaktaymış. Akşam geç vakit olup ta avcının dönmediğini öğrenen oğlu, komşularıyla beraber onu aramağa gitmiş. Ormanda bir ara eşeğinin anırması duyulmuş. O tarafa doğru koşuşmuşlar. Biraz ileride Avcının soğuk vücuduyla karşılaşmışlar. Baktıklarında birkaç saat evvel eceli ile öldüğünü anlamışlar. Tüfeği de yanında hazır duruyormuş. Eşeğin sesinin geldiği tarafa doğru bakmışlar ki kurt sürüsü eşeği boğmuş yiyorlar.
Hoca yapacak bir şey olmadığını görünce, eşeği hızla yemekte olan kurtlara doğru seslenmiş;
- “Yeyin bakalım yeyin. Buldunuz sahibi ölmüş eşeği!”
Öğüt : Avcı ölmeseydi, kurt sürüsü değil eşeği yemek, yanına bile yaklaşamazdı. Avcı en azından birkaçını vurup öldürebilirdi.

22 Mayıs 2010 Cumartesi

Önce Kaçanları

Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında,
- "Şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi." demişler...
Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve,
- "Buyrun beyler, yiyiniz." demişler...
Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, ötekisi araya girmiş,
- "Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!"

Karşı Duvarın çivisi

Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.
Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış :
-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun.Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba,demiş.

Merdiven

Üç deli deliler hastanesinden kaçmaya karar verirler ama hastaneden kaçmak için 100 basamaklı merdiven engelini aşmak zorundadırlar ve merdiveni çıkmaya başlarlar 1 2 3 45 derlerken 50.basamağa gelirler 1.deli ben çok yoruldum der ve geri döner iki deli devam eder 80.basamakta ikinci delide yorulur ve geri döner üçuncu deli merdivenleri çıkmaya devam eder 81 82 83 90 95 96 derken son basamak olan 100. merdivene gelir ve derki onuda yarın çıkarım der ve geri döner

Kurmadan Yüzmez

Delinin birisi saatini hastane bahcesindeki havuza atmis.Bunu goren arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
-"Niye attin saati havuza?"
-"Nasil yuzdugunu gormek icin."
-"Peki, kurdun mu?"
-"Hayir."

-"Enayi, hic kurmadan yuzer mi??"

Kuruması Için

Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
- Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
- O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.

Kuruması Için

Jim ile Mary akil hastanesinde iki hastadir. Birgun hastanenin yuzme havuzunun etrafinda dolasirken Jim aniden suya atlayip en dibe batar. Bunu goren Mary hemen ardindan atlar ve dibe kadar yuzup Jim'i kurtarir. Tabii Mary'nin bu kahramanca davranisi hastanede olay olur. Bunu duyan bashekim de Mary'nin artik iyilestigini dusunup, hastaneden derhal taburcu edilmesi emrini verir. Islemler yapilir, belgeler cikartilir, Bashekim ayni gun Mary'nin yanina gider:
- Mary, sana bir iyi bir de kotu haberim var. Iyi haberim, yaptigin kahramanca davranistan oturu anladik ki akli dengen tamamen yerinde ve boylece hastanemizden taburcu oluyorsun. Kotu habere gelince, kurtardigin hasta, Jim, intihar etmis. Az once odasinin banyosunda kendisini asmis bulundu.
Mary gayet sakin yanit verir:
- O intihar falan etmedi ki. Ben onu astim kurusun diye.

Kim Akıllı

bir tümarhanede 10 deli varmış doktor bir gün hepsini bir sahaya götürmüş demişki bakalım hanginiz akıllı oldunuz sahaya topyerine taş koymuş onlardaoynamışlar başlarını kırmışlar sonda bir çocuk kalmış doktor demişki neden oynamıyon çocukta demişki biri bana orta atmıyorki bende kafa vurup gola atayım doktor demişki ben sana atayım çocuk demiş çocukta akıllanmış o taşın yerine takma bir taş takması koymuş doktorda sanmışki o takma taş asil taştır.doktor çocuğa atmış çocuğa bişey olmamış ve dokttor demişki sen bana at çocuk ta aklını kullanmış asil taşı atmış doktora doktorun kafası yaralandı çocuğa demişki sen benden daha akıllanmışsın ben senden daha akılsızlanmışım.

Amerikalı Turist

bir kac amerikali turist turkiye ye gezmeye gelmisler. rehber hocasi ile birlikte geziyorlarmis
rehber hocasi ilk olarak buyuk olan bir binayi gostermis.amerikali turistlerden birisi "bizim orda bu binanin 10 kat buyugu var" diye bagirmis.
sonra rehber hocasi ikinci bi binayi gostermis
ve ayni amerikali yine"bizim orda bu binanin daha guzeli var"diye bagirmis.ve en son ucuncu binaya gelmisler yine o amerikali turist ayni sekilde bagirmis.ve sonunda rehber hocasi dayanamayip soylemis."evet dogrudur inanirim cunku bu bina deliler evi

Seninle Birlikte

Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış....
Yoldan geçen soruyor;
Orada balık mı tutuyorsun sen?
Hayır alık tutuyorum.
Tutabildin mi bari ?
çook ... Seninle 23 oldu !

21 Mayıs 2010 Cuma

1 tane kalmış

Bilindiği gibi Kayserililer ticaretci bir ruha sahip insanlardır. Mal almak için istanbula giden bir kayserili çok güzel ve geniş hemde köşe başı bir dükkanı görünce burada çok güzel ticaret yapılır düşünceleriyle dükkanın içine gayri ihtiyari uzun uzun bakar.

Bunu gören dükkan sahibi:
-Ne bakıyorsun?

-Hiç burada ne satılıyor diye baktım.

-Eşşekbaşı

-Belli oluyor hepsi satılmış, bir tane kalmış.

Yakın lan

Anadoluda bir tren garinda Istanbul'a hareket etmek üzere Tren hazır beklemektedir.

Bizim elemanda is için geldigi bu şehir'den dönmek üzere trene biner ve kompartmanini bulur.

Içeride iki tane 45-50 yaslarinda adam ve birde 20 yaslarinda genç vardir.

-"Selamun Aleyküm" diyerek içeri girer.Içerdekiler;

-"Aleyküm Selam" derler.

Bizim eleman yerine oturur ve bir süre sonra tren hareket eder.Yolculugun basinda hiç kimse konusmamaktadir.Yalniz genç çocuk biraz sikintilidir.Orta yaslilardan birisi çocugun bu halini görür ve laf atar.

-"Hayrola genç senin bir derdin mi var?"

Çocuk dayanamaz baslar anlatmaya:

-"Ya abi ben Istanbul Üniversitesinde ögrenciyim.Yari yil tatili için köyüme geldim. Zavalli anam beni okutabilmek için kötü yola düsmüs. Kadini o halde görünce çok canim sikildi. Üzüldüm" der. Bu sefer soruyu soran adam çocugu teselli etmek için söze baslar.

-"Bak aslanim ananla iftihar et kadincagiz seni okutabilmek için nelere katlaniyor. Ben falanca yerin genel müdürüyüm. Anacigim beni okutabilmek için her gece pavyonlarda konsomatrislik yapardi. Üzülme" der.B u sefer öteki orta yasli adam lafa karisir.

-"Yavrum gördün iste analik hakki ödenmez. Beyefendi dogru söylüyor ben ki filanca sirketin patronuyum anam beni okutabilmek için her gece kendini satardi. Bosver" der.

Tabiki bizimkinin de konusmasi lazim. Elini cebine atar ve bir uzun Samsun paketi çikartir. Digerlerine ikram ederek söyle der:

-"Yakin lan orospu cocuklari birer tane...."

Marangoz mu?

Kadının biri doktora gitmiş.

-"Doktor bey, bacağımda leke çıktı" demiş.

Doktor kadının bacağında, vajinasına yakın bir yerdeki lekeyi incelemiş daha sonra bir parça pamuğa bir ilaç döküp bu ilaçla lekeyi yok ettikten sonra

-"Tamamdır bayan" deyip parasını almış.

Kadın teşekkür ederek ayrılmış. 2 gün sonra aynı kadın yine gelmiş.

-"Doktor bey yine çıktı aynı leke" demiş.

Doktor yine aynı yöntemi kullanarak lekeyi yok etmiş ve kadın teşekkür ederek ayrılmış.

Bu belli süre hep böyle devam etmiş kadın 2-3 günde bir doktora geliyormuş. En son geldiğinde doktor çok sinirliymiş. Kadını koltuğa oturtmuş dizlerinin üzerine çökmüş lekeyi temizlemeye koyulmuşken bir yandan da kadına sormuş :

-"Hanım hanım senin kocan marangoz mu ?"

-"Evet nerden bildiniz ?"

-"Söyle o salağa bir daha ki sefere vajinanı yalarken kulağının arkasındaki kalemi çıkartsın.."

Nah vardır

Temel'in askerlik yaptığı bölükte bir gün Temel'in arkadaşının babası ölür.
Komutanları der bunu alıştıra alıştıra kim söler.
Birden Temel akılarına gelmiş.Temel'i çağırmışlar. Anlatmışlar durumu.
Temel hemen arkadaşı cemali yanına çağırır.
- Ula Cemal Senin Amcan Varmudur?
Vardur.
Dayin Varmudur?
Vardur.
Teyzen Varmudur?
Vardur.
Annen Varmudur?
Vardur.
Baban Varmudur?
Vardur.
Nah Vardur!

Boku yedik

2. Dunya Savasinda 2 yahudi almanlara esir olmustur.Bunlardan biri digerine kendilerine ne yapacaklarini sorar.O da baslar anlatmaya "
2 ihtimal var ya bizi oldururler yada esir kampina yollarlar.
Oldururseler sorun yok kampa gidersek 2 ihtimal var ya kursuna dizilriz ya da gaz odasinda olduruluruz.
Kursuna dizilirsek sorun yok gaz odasina gidersek 2 ihtimal var bizden ya sabun yaparlar yada kagit.
Sabun yaparlarsa sorun yok kagit yaparsalar 2 ihtimal var ya gazete kagidi oluruz yada tuvalet kagidi.
Gazete kagidi olursak sorun yok tuvalet kagidi olursak iste o zaman boku yedik".

Pinokyo

Atesli bir ask gecesinden sonra, Pinokyo'nun kiz arkadasi sikayet etmis..

-"Bir daha seninle sevismeyecegim.. Fena halde tahris ediyorsun.. Içime kiymiklarin saplaniyor."

Pinokyo dogru babasi Gepetto'ya kosmus..

-"Bir çare bulmazsan derdime hiç kiz arkadasim kalmayacak" diye.

-"Çare basit" demis Gepetto..Sana sadece bir parça zimpara kagidi lazim.."

Aradan birkaç hafta geçmis. Gepetto Baba Pinokyo'ya rastlamis yolda..

-"Nasil gidiyor, kizlarla hayat simdi?" diye sormus.

-"Kizlar mi?" demis Pinikyo.

"Kizlara ihtiyaci olan kim?.."

20 Mayıs 2010 Perşembe

Temelin Vasiyeti

Yolculuktan dönen Idris, kahvede oturanlara sordu :
- Yahu pizum Temel nasil öldi?
- Kalpten cittu, dediler.
- Vasiyetu filan var miydu?
- Var idu. "Beni denize gömün" demis idu.
- Cömdünüz mü?
- Cömdük amma, mezarinu kazarken çok kayip verduk...

Temel ve azrail

Azrail temelin yanına gelir ve kardeş vaktin tamam hadi gidelim der.

Temel de uyanık ya yalvarır bana 5 yıl süre ver ondan sonra gel al canımı azrail tamam der temel de kendi kendine pilot olursam beni havada yakalayamaz derken 5yıl sonunda azrail pilot temelin yanına gelir ve vakit doldu gidelim der

temelde şimdi canımı alsan arkada 300 yolcu var onlar ne olacak der

azrail : oglum hepinizi bir araya getirene kadar anam ağladı zaten

Verdim ama

Bizim Temel, bir tv kanalinda yarismaya katilir.
Kazandigi parayi eksik verirler.
Temel sebebini sorar.
E, oyle vergi kesiyoruz" cevabini alir.
Bunun uzerine Temel, avukata basvurur. Avakut ona Televizyonu mahkemeye ver der.
Aradan zaman gecer avukat yolda Temeli gorur, ona sorar.
Ula televizyonu mahkemeye verdin mi ?
Temel cevaplar.
Verdim ama ertesi cün keri ketirdim oni...
Insan yine de televizyonsuz yapamayi! sonradan geri aldımm onu

Uy paralar

temel banka soymak suçundan yargılanıyormuş , son celsede hakim delil yetersizliğinden temelin tahliyesine karar vermiş . temel bunu duyunca çok sevinmiş ve bağırarak hakime ;
- uy cözünü sevdigumun hacim beyi , yani şimdi bu paralar penim oldu değil mu .....?